» Ana Sayfa - Hakkımızda - Galeri - Forum - Anılar - Üye Paneli - İletişim


Yazılar-Haberler

BURCU & OSMAN DOĞAN
Yazan: ossii
Yayında: Ekim 14, 2008
Yazdır    E-posta

Bir çoğunuz yanımda olamayacaksınız ve emin olun ben bunun eksikliğini hissedeceğim. Darısı hepinizin başına.

Öpüyorum hepinizi...



Yorumlara gözat (6)



2. Yılımız Kutlu Olsun
Yazan: Kevser
Yayında: Temmuz 10, 2008
Yazdır    E-posta

sene 94 adamı insanlıktan çıkaran bi sıcak var. güneş o küçücük kafalarımızı eritiyor. kısık gözlerimizle; yanlarındaki büyük adamlarla ya da kadınlarla gelmiş çocuklara bakıyoruz. birbirimizi inceliyoruz. yargı yok, etiket yok, herhangi bir yarış yok. ilkokuldan yeni çıkmışız oynayabilecek adamlar arıyoruz. başka bir derdimiz yok.

bazılarımız zehir gibi, bazılarımız ortalamanın üstünde. zaman geçiyor en çok incelediğimiz adam kimse, o güneşin alnında, onunla kaynaşıyoruz. oyunlara devam ediyor, sıkıntılardan sıyrılıyor, gelip geçen zamana doğru ilerliyoruz.. yıllar sonra mezun oluyor başka okullara gidiyor ya da gitmiyor, keskin dönüşler yapıp hayatımızı "hayatımız" yapmaya çalışıyoruz. o 7 sene unutuluyor. ya da bi şeylerin yapılacakların, yapılmışların arasına sıkışıyor. nerde olduğu unutulmuş, toza bulanmış değerli bi kutu gibi. 

sonra bir zaman geliyor.çok kutlu bi zaman. maillere bakarken; ben gibi birileri, tanıdık isimler görüyor; orhan pala, emre kerimoğlu, doğa usta, ercan uslu, ersin yanar daha niceleri.. ben kendi adıma sevinçten deliriyorum. deliler gibi kahkahalar atıyorum. öyleki sanki daha önce öyle mutlu olmamışım hiç. sanki hazine kafamdaymış, sanki geçmişim; çıkışmış, aydınlıkmış.

evet diyorum, vardı; benim koridorlarında tek başıma dolaştığım zamanlarda her şubenin önünden geçerken duyduğum, bazen durup dinlediğim sesler vardı. birbirimizi tanırdık,çılgınlar gibi güvenirdik, güvenle ilgili hiç bir problemimiz yoktu. çünkü bilirdik bu adam ya da kadın o çocukken daha içimize işlediğimiz insan "nerde olursan ol sırtını duvara yaslayacaksın" diyen adama bu cümleyi defalarca yedirmişti. çok eğlendiğimiz kahkahalarımızla okulu çınlattığımız sesler vardı. ve hala daha var; her başımız dara düştüğünde koştuğumuz bi "smpal"li. dileğim odur ki ellerimizden yeniden uçayazmasın.

2. yılımız kutlu olsun..

nice yıllara genç smpalli bahtın açık olsun..

bu yazıyı bu güven odağına adıyorum.
"içimizden bir arkadaş sitenin 8 aylık giderini tek başına ödeme fedakarlığında bulunarak sitemizin ayakta kalmasını sağladı."

smpal ömrün uzun olsun.



Yorumlara gözat (6)



Site Giderleri
Yazan: O. PaLa
Yayında: Temmuz 2, 2008
Yazdır    E-posta

değerli site sakinleri,

içimizden bir arkadaş sitemizin 8 aylık giderini tek başına yatırma fedakarlığı göstererek sitemizin hayatta kalmasını sağladı. ismini ve resmini buraya koycaktım kendisi istemedi.

şimdi, eğer siz de bu harekete katkıda bulunmak istiyorsanız forumumuzdaki site kapanıyor başlıklı habere girip ayrıntıları okuyabilirsiniz.

saygılar. Orhan PaLa. 



Yorumlara gözat (3)



Ultra(ing): 1. Aşırı, uç. 2. Kural ve düzgülerin dışında.
Yazan: 246 emre k.
Yayında: Nisan 8, 2008
Yazdır    E-posta

Ilk dokuzundan haberim bile olmamisti ancak 10. Ultra Muzik Festivali’ne katilmak icin sabirsizlaniyordum. Bu yuzden 25 yillik “bi gittigim yere, bi daha gitmem ilkemi” hic dusunmeden cigneyip, Miami’nin yolunu tuttum. Nasil sabirsizlanmasaydim? Elektronik muzik aleminin neredeyse butun ilerigelen DJ’leri,yapimcilari ve gruplari ordalardi. Inanin kimlerin orda olmadigini saymak cok daha kolay. Tiesto, Paul van Dyke, Armin van Buuren, Underworld, Ferry Corsten, Moby, The Cyrstal Method katilimcilardan yalnizca bazilari.
28 mart gunu gunes bir baska dogdu. Festivalin ilk gunu saat 4’te basladi, 4:30 sularinda saykodelik cadirinda bazi dinleyiciler ucusa gecmisti bile. Ilk saatlerimi kesifle gecirdim. Sahneleri ve cadilari tek tek teftis ettim. Agizlarinda emzikle dolasan essek kadar kizlar,oglanlar. Aksam aksam gunes gozlugu takan gorgusuzler. Hepsi bu festivaldeydi. Kesfin sounda en mantikli olanin, en iyi ses duzeninin bulundugu ana sahnenin onunde guzel bir yer kapatmak olduguna karar verdim.
Iyi muzikle zamanin nasil aktigi anlasilmiyor. Hava kararirken neredeyse butun kalabalik ana sahnenin onunde toplanmisti. Eric Prydz “We Don’t Need No Education”un calinmis soylenmis en iyi surumunu icra ederken, icten ice muzigin neden ruhun gidasi oldugunu bir kez daha kavriyordum.
Performanslari tek tek anlatmama gerek yok, cogu mukemmeldi. Bu paragrafi Tiesto’ya ayirmaliyim. Nasil oluyor da bu adam milyonlarcasi icinden, o tonlari,tinilari secip boyle mukemmel sekilde bir araya getirebiliyor gercekten sasiyorum. En hevesle bekledigim sarkisi olan “Adagio for Strings”i calmadi. Bunu ancak konser bitince farkedebildim, cunku ruyada gibiydim. Konser sirasinda ekrandan akip gecen sehir adlari arasinda Istanbul’u her gordugumde icim bir garip oldu, ozledim mi acaba?
Ilk gun sonunda, hani derler ya mutluluk yagmurlari altinda semsiyesiz kalmis gibiydim(Lafa bak!). Tabiki uykumuzu tam alamadan ikinci gun basladi. Bugunun en yararli yani Underworld’u daha yakindan tanima imkani bulmamdi. Gencler gercekten ilgincc. Rok muzigin “underground” tarafini sevip, elektronigi fazla “piyasa”(bu lafa da bayiliyorum) bulanlar icin iyi bir baslangic olabilir. Bir onceki gece ziplayan insanlar Underworld’un muzigiyle hipnotize olmus gibiydiler.
Daha once en cok Ferry Corsten’in performansini merak ettigmi soylemistim. Ne olsa begenirsiniz? Kardesim Ferry cok kucuk bir sahnede caliyordu. Salak Amerikalilar ona gerekli saygiyi gostermediler. Oysa Amsterdam Dance Valley 2004’teki goruntuleri ne kadar umut vericiydi. Ben de bu hafta sonu buraya(San Diego) gelecegini bilerek onu dinlemeyi biraz erteledim.

--Paul ne yapmaya calisiyor?--
Festival iyidi, guzeldi de bir nahos noktaya deginmeden gecemiyecegim. Elektronik muzigin herkesin bildigi ruhani bir yani vardir, maddeden ve gercekten kopuktur. Bu yuzden muzigin tamamlayicisi olan gorseller, hep imgesel ve soyut secilir. Garip geometrik sekiller, renkli isik huzmeleri gibi… Gel gelelim bizim Paul (van Dyke) Tiesto’yla on yili askindir suregelen, daha cok kendi kendiyle gelin guvey olmasindan kaynakli rekabetinde acik ara geri kaldigindan midir, nedir(?) kendi konseri sirasinda dev ekranlari ve isik duzenegini ask konulu kliplerle ve kendisinin Mustafa Sandalvari amele-artiz resimleriyle mesgul etti. Konser programinda Underworld’un altinda gozukmesine ragmen sahneye en son cikti. Aklina biri mi girdi, yoksa kendi icadi mi bilmem ama bir dj’den popstar yaratmak fikri tek kelimeyle salaklik. Acikcasi Paul’u oteden beri begenmezdim,Underworld’dan sonra Paul’u dinlemek tatlinin uzerine kabak yemek gibi oldu. Paul sana son sozlerim; ac degilsin,acikta degilsin. Bindigin dali kesiyosun. Tiesto’yla ugrasilmaz. Cok mahcup olursun. Babandan gordugun gibi, ailene, Van Dyke’lara yarasir sekilde davran.

----10 Gun Okul Tatili----

Festivalin Bahar tatiline raslamasi elbette raslanti degildi. Festivalin duzenlendigi Miami bu tatili gecirmek isteyen universitelilerin en ugrak duragi. Ama bizim okulun bahar tatili herkesinki bittikten sonra basladigindan kelli sehir ¾ oraninda bosalmisti. Butun geziler, partiler, turlar bitmisti.
Miami gelismis bir Kuzey Amerika kenti olarak hala timsahlarin adam yedigi bir yer. Daha once gittigim milli parka bu kez gitmedim. Bu parkta nehrin uzerinde firildagin ruzgariyla ilerleyen teknelere binebilirsiniz, timsahlari yemleyebilirsiniz.
Bir de Key West var. Birbirlerine koprulerle baglanmis yuzlerce kucuk adacik, sonunda sirin bir belde. Akdeniz Ege kiyilarini gormus bizler icin biraz yavan ama onlar icin cok guzel.
Boyle basite indirgedim ama Miami Amerika’da gordugum onlarca sehirden bence en guzeli. Kubalilar heryerdeler ve sicakkanlilar. Ispanyolca Kaliforniya’da oldugundan daha yaygin. Partiler gece 2’de degil sabah 6’da bitiyor. Polisi Kaliforniyadakilerden daha terbiyeli. Ama suc orani hissedilir sekilde yuksek. Gittigimiz mekanin birinde adam bicaklandi. Kiraladigimiz arabanin camini patlatip GPS cihazini caldilar. Firma alet icin piyasa degerinin iki katini talep ediyordu. Ben de ufak bir arastirmadan piyasa fiyatinin yarisina baska bir calinti cihaz satin alip durumu az da olsa telafi ettim. Iste boylee. Okudugunuz icin tesekkur ederim.



Yorumlara gözat (4)



Geçmiş Olsun
Yazan: O. PaLa
Yayında: Aralık 6, 2007
Yazdır    E-posta

Daha önce rahatsızlığını ana sayfamızdan duyurduğumuz sevgili Nihan YÜCEL arkadaşımız, 23 Kasım 2007'de başarılı bir kalp ameliyatı geçirmiştir. Şuan sağlık durumu iyi. Kendisine birkez daha geçmiş olsun diyoruz. Seni çok seviyoruz Nihan.

İşte kendisinin mesajı:

"merhaba;
dış dünyaya karışacak kadar iyi olmasam da bilgisayar başına geçecek kadar güç topladım...iyiyim..
gerek hastanede gerekse evde ziyaretime gelen,telefondan ses veren arkadaşlarıma özel bi teşekkür borçluyum..ağrılarımı dindirmeme yardımcı oldular..insan göğsünde kocaman bi yarıkla yatarken bi dost sesi merhem oluyor..
benden bi telefonu hatta bir kısa mesajı esirgeyen bikaç arkadaşa ise kırgınım..günün birinde yüz yüze gelince söylerim kendilerine..

yine burdan sitemizden geçmiş olsun dileklerini ileten arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum..
kalbim artık sıfır km.
atıyor..
sağlıcakla kalın.."

 



Yorumlara gözat (2)



Hackintosh
Yazan: 246 emre k.
Yayında: Ekim 31, 2007
Yazdır    E-posta

Apple rakibi Mikrosoft'un son isletim sistemi Vista'nin basarisiz bir Mac OS ozentisi oldugu gordukten sonra gonul rahatligiyla kendi isletim sisteminin son surumu Leopard'i piyasaya surdu.
Leopar bir onceki surum Tiger'a gore acik bir gelisim gostermis. Kullanici odakli tasarima hayran olmamak elde degil, "hep boyle bir sey olsun istemistim" ya da "aaa ne guzel dusunmusler" diyeceginiz tutuyor sık sık.
Simdi konuyu uzatmayayim; bu guzelligi sizler icin evlerinizdeki bilgisayarlara kurulabilir hale getirmisler. Su an Leoparimi kurdum oynuyorum onla. Baglantilar; bu en onemlisi isletim sisteminin asil kopyasi, nasil kurulacagina iliskin cok aciklama var nette. Kolay gelsin
http://rapidshare.com/users/
D7V71J?byfilename=1
http://wiki.osx86project.org/wiki/index.php/
Installation_Guide_in_Turkish



Yorumlara gözat (1)



Yüksel DEMİR ve Hamdi ERER
Yazan: O. PaLa
Yayında: Ağustos 21, 2007
Yazdır    E-posta

Değerli Mpalliler,

2. yaşımızı sürdüğümüz şu günlerde üye sayımız 150'ye dayandı. Son katılımcılar Nagihan ve Nevra. Bir de Yüksel Demir ve Hamdi Erer hocalarımız mail göndermişler. Bir selam,bir haber soruyorlar bizden. Bizim için MPAL, hocalarımız için de bizim dönem başkadır, bilirsiniz. Haklarını ödeyemeyiz, vefa borcumuz kalmasın.

Adresleri ve Yüksel hocanın iletisi yazının dibine iliştirilmiştir.

"çocuklar. tesadüfen sitenize ulaştım. onca zaman sonra bile sizleri hatırlıyorum. bana ulaşabilirseniz sevinirim. şimdi nerede olduğunuzu ve ne yaptığınızı merak ediyorum hepinizi öptüm." Yüksel DEMİR

Mail adresleri: yukselgullu@hotmail.com, din_psikologu@hotmail.de



Yorumlara gözat (9)



Sitemiz 1 Yaşında
Yazan: O. PaLa
Yayında: Temmuz 2, 2007
Yazdır    E-posta

smpal 2001 e doğru
 
grubun kuruluşu, hayrete düşüren varlığı, heybetli bir agaç gibi bizi gölgesinde saklayışı... gurban olurum
 
smpal 2001 çok sesli kardeşlik hareketi. Birinin lacivert dediğine diğeri sarı der ama ortak paydada en büyük
Fenerbahçedir. -ahah-
 
mpal benim kendi tarihimde "adam gibi adam" olduğumu hissetiğim zamanlarda iyiye yönelişi tetikleyicidir.
7 yıl boyunca iyiye inandırmış, ince ince içime işlemiştir. Şu gün şu zamanda şöle şöle deli gibi
yardımlaşmıştık ama bununla birlikte orta 1 de babamın zoruyla dönem ödevi kapağı yapıp satardım
1000 liradan Noldu ticarette deha mı oldum, bi nane olamadım ama kimse de sırtını dönmedi.
Herkesi herkes olduğu gibi kabul etti. İlkadım ve mpal koridorlarında birbirimize öğrettiğimiz buydu. çok da güzel oldu . İlkadımda ilk gün sıraya girdiğimizde okulun bahçesinde üç beş kişiymişiz gibi gelmişti bana şimdi sanki bi milyon adamlık bi gurubuz ve sanki hiçbirimize bi şey olmaz.
 
orta okul lise 7 yıl şimdi smpal ve 1. yıl
smpal geçmişi kucaklamak oldu benim icin..sanki birdenbire kaybolmuş bi milyon akrabaya yeniden kavuşmak
yeniden içimden geldiği gibi konuşabilmek, bağırmak, türkü söylemek. Hayatın o korkutucu şerefsizliğine
karşı "biz hepimiz burdayız!" diyebilmek.

smpal sana bi şey olmasın...
 

ve bu 7 yıllık hikayenin bitmesine izin vermeyen, başından beri sonsuz inancı, bitmeyen umudu 
ve gayretleri için çabalayanlara teşekkürü cidden borç bilirim. sağolun, ii ki varsınız.

smpal namın yürüsün, ömrun uzun olsun
nice senelere... 

Kevser Nihan Özcan.



Yorumlara gözat (4)



Anımsatma
Yazan: 246 emre k.
Yayında: Nisan 3, 2007
Yazdır    E-posta

Forumdaki yazılar için bugüne dek bir düzenleme yoktu. Ama bence son durum bazı kurallar gerektiriyor.

1- Bazi başlıklar başlıktan tümüyle kopuyor, ve daha sonra başlıgın cazibesiyle açıp okumaya başlayan Mpalli, karpuzun içinden kavun cıktıgını görünce moralmen çöküyor. (örnek: Fatih Dogru başlığında "haa bi de şöyle bir hoca vardı deyip H.Gür'ü anlatmak üstelik halihazırda kendisi hakkında sayfalarca yazı varken.)

2- Bazı başlıklar ikili-üçlü paslaşmalara dönüşüyor. Dördüncü kişiler sözü bölmek istemiyorlar ya da Fransız kalıyorlar. Başlık tıkanıyor. (Bundan çok var, hangi birini örnek versem)

Açıkca şöyle, böyle yapmayalım demek olmaz ancak bunlar aklımızda olsun, buna göre davranalım. Forumlar canlı kalsın. Hey!



Yorumlara gözat (2)



TAEKWONDO
Yazan: suat lee
Yayında: Mart 30, 2007
Yazdır    E-posta



Selam arkadaşlar. Ortadoğu ve Balkanların en iyi omuza tekme kaldıran adamının da yazısı olmadan olmazdı hani bkz:önder(yıl 2000)
Neyse…Öncelikle şunu söylemeliyim…Bizim yıllarca tekvando olarak bildiğimiz ,hatta zaman zaman karateyle adıNI karıştırdığımız,bi de üstüne üstlük ne fark eder kardeşim hepsi aynı değil mi dediğimiz bu sporun adı TAEKWONDOdur.
Yani kelime anlamı olarak TAE ayak,KWON yumruk veya el,DO da bu sporun felsefesinin adı olmak üzere el ve ayakla yapılan vuruşların felsefesi anlamına gelir. Siz Osmanlı tokadını bilir misin diye bu adamlardan birine sorduğunuzda muhtemelen size cevap verme ihtiyacı duymaz. Bu da DO felsefesinden ileri gelir…
Taekwondo Güney Kore’nin ulusal sporudur. Aynı bizim güreş gibi. Hatta o kadar ulusaldır ki her pazar Koreliler meydanlarda toplanarak PUMSE adı verilen,birbiri ardına belirli kurallara göre yapılan hareketleri tekrarlamaktadırlar. Dünyanın hiçbir yerinde ulusal bir spor böyle her hafta sonu meydanlarda toplanarak 7 den 77 ye vatandaşlar tarafından yapılmamıştır.
Hatta yine aynı şekilde dünyanın hiçbir yerinde sırf bir spor için bir üniversite kurulmamıştır. Evet taekwondo adına KORE’de,başkent Seul’de bir üniversite kurulmuş ve bu üniversiteye KUKİWON ÜNİVERSİTESİ adı verilmiştir. Bu üniversite kendisini tamamen taekwondonun gelişimine ve yayılmasına adamıştır. Normal üniversitedeki profesörlerin yerini SENSEİler almıştır. SENSEİ taekwondoda en yüksek mertebedeki insanlara verilen isimdir. Yani artık insan demiyeyim,hani şu ağaca görünmeden inip çıkan,toz bulutu içinde kaybolan,X-men gibi kollarından bıçaklar falan çıkan amcalar. Tabii ki böle bi şey söz konusu olamaz ama bu mertebelere kadar yaklaştıkları söylenir. Bizim mutasavvıfların sporcu hali gibi yani…
Güney Kore’de taekwondo,Japonya’da karate ve Çin’de kung-fu,Tayland’ta da thai-box gelişmiştir. Tabii ki sonradan bu sporlar çeşitlenmiştir. En son ve başarılı örneği de aikidodur. O da bir Japon sporudur. Taekwondonun ‘Türkiye’de federasyonu kurulmasına rağmen,kungfunun federasyonu kurulamamıştır,çünkü kungfuda stil sayısı oldukça fazladır ve bir araya toplamak hemen hemen mümkün değildir…karate federasyonu son yıllarda epey atılım yapmaya başlamıştır.
Taekwondoda beyazdan başlayıp siyaha kadar devam eden 7 tane kuşak vardır. Her bir kuşağın bir anlamı vardır. Sırasıyla kuşaklar beyaz,sarı,yeşil,mavi,kırmızı,kırmızı siyah ve en son siyahtır. Siyah kuşak 1.DAN demektir. Bu danlar 10. dana kadar devam eder ve 10.dan SENSEİlik mertebesidir.
PUMSEler belirli hareketlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir gösteri çeşididir. Aynı zamanda ısınma amaçlı yapılabilir. Olimpiyatlarda yer alan tek Uzakdoğu sporu taekwondodur. Türkiye de zaman zaman bu alanda dereceler yapmaktadır. Taekwondo Olimpiyatlarda pumse ve müsabaka olarak ikiye ayrılmıştır. Bazen de dünya şampiyonlarında kiremit kırma,kılıç ve bıçak kullanma tarzı uç gösteriler yapılmaktadır. Mesela ben yaptım. İnsan altına yapacak gibi oluyo. Hoca bağlıyo gözüne ipi,karnının üzerinde kılıçla karpuz ve elmayı ikiye bölüyo… tam bi deli işi yani.
Gelelim bu sporun benimle alakalı kısmına. Taekwondonun insanın psikolojik gelişimine katkıları gerçekten oldukça fazladır. Ben tam 5 yıl boyunca bu sporu yaptım. Ve inanın 5 yıl boyunca bir tek antrenmanı bile kaçırmadım.Ve sonunda iş hocalığa hakemliğe kadar geldi.belki ek iş olarak yapar veya bir salon açarım.3 kez müsabakalara katıldım. 2 kez samsun 1.si,1 kez de Karadeniz 1.si oldum. Ama tabii daha sonra bu işi 5 yaşından beri yapan arkadaşlar beni bi güzel harcadılar. En son 64 kiloda müsabakalara girerdim. Ve siyah kuşak olduktan sonra bu sporu yapamadım. Üniversiteye gittiğimizde taekwondocu arkadaşlarla topluluk kurma girişimimiz oldu ama maddi imkansızlıktan dolayı bunu başaramadık. Çünkü az da olsa para gerektiren bi spor. Eğer aklınızdan bir Uzakdoğu sporu yapmak geçiyorsa bırakın yogaları bilmem neleri,gelin bööle adam gibi bir spor yapın. Hem arkadaşlar edinin. Hem kendinizi rahatlatın. Ben de başlarken ya dayak yersem falan diyodum,ama insan yedikçe atmayı öğreniyor. Rahat olun o konuda. Genelde 1 ay içinde kavga ettirirler sizi. O arada ne yaptınız yaptınız. Antrenmanlara devam etmezsiniz kesin bi yeriniz ezilir. Benim başıma bunların hepsi geldi. Müsabakanın birinde dişimin ucu kırıldı. 1 hafta ayaklarımın üstüne basamadım tekme yemekten. Bu sporda sadece gövdenin ön tarafına yumruk atabilirsin,kafaya ve gövdeye de tekme atabilirsin. Ama bel altına da çok tekme yediğim oldu. Tuvalete bile oturamadığım zamanlar oldu. Burnumun kanadığı oldu. Ama rakiplerimin de başına geldi bunlar artık alışkanlık yapmıştı. Antrenmanlar eğlenceliydi her şeye rağmen… Ortam güzeldi. Birkaç kez gerçek kavga etmek zorunda kaldım ve gerçekten faydasını anladım,özellikle üniversitede binbir çeşit insanın arasında. Ama beni bu sporu bırakmaya iten en önemli faktör de son katıldığım turnuvada attığım tekme yüzünden rakibimin böbreğinin ezilmesi oldu. O kadar tekmeden yumruktan sonra başını eğip rakibini selamlamak kadar güzel bir duygu yok. Anlicaanız kavganın bile bi adabı var bu işte…
Bu sporu yapmak istiyorsanız yanınıza ilk planda bi eşofman alıp çevrenizdeki herhangi bi taekwondo yazan salona girmek yeterli. Küçük bi aylık ücret vermeniz yeterli. Örneğin ayda10-15 milyon nedir ki… Tabii ki bu sporlar bodrum katlardan kurtulamadı ülkemizde. Ama inanın Bruce Leeler,Chuck Norrisler,Steven Seagallar da bu sporları büyük spor salonlarında,fitness merkezlerinde paralar verip kas yaparak öğrenmediler. her yaştan erkek kız adam falan vardı bizde. Polis abiler gelirdi. İşin çakallığını öğrenirlerdi. Harbiden de insanı tek vuruşta öldüren bölgeler varmış. O antrenmanlarda öğrendim…
Velhasıl;
Bence hayatta eğitim şart,her şeyin başı da sağlık,ama en önemlisi hayatta bir felsefenizin olması. DO ya da başka bi şey…

Yorumlara gözat (8)



Sonraki »



Kullanıcı Paneli

Kullanıcı adı:
Şifre:
Beni hatırla

Üye değil misiniz?
Üye olun!

Unutulan Parolalar


Online Üyeler

Çevrimiçi: 3
0 Üye | 3 Konuk

En Çok 614 - Temmuz 4, 2006 20:10 PM.


ÜYE LİSTESİ

Buradan üyeleri görebilir, isimlerin üzerine tıklayarak özel mesaj gönderebilirsiniz.



Forumdan Son Mesajlar

PaLa'nın Partisi
Postalayan: 384 esra

OSMAN
Postalayan: nihan331

Facebook, Smpal.net e balta mı
vurdu?

Postalayan: O. PaLa

samsunda eksikliğini
hissettiğiniz şeyler

Postalayan: ersin_259

Ekim' de Düğün Var
alooooo!!!

Postalayan: burakcel

osman&burcu doğan
Postalayan: ferdii

bir maruzat: ingilizce terceme
Postalayan: Çağlar Akoğlu

Aysel Kulakac
Postalayan: Çağlar Akoğlu

SIR
Postalayan: ossii

Bayramda Samsun
Postalayan: cala



Son Resimler



Samsun Milli Piyango Anadolu Lisesi 2001 Mezunları | Tüm Hakları Saklıdır